KARTAHTASI

Kartahtası (snowboard) konusunda çeşitli bilgiler

Monday, March 28, 2005

Tahta seçimi ve bağlama açıları

Tahta boyu konusunda 'çene hizasında' olarak bilinen inanış, çoğunluğun gereğinden kısa tahtalara yönelmesiye sonuçlandı. Bu yönelişte hoplama / zıplama, rampa atlama / rail kayma amaçlarına kısa tahtaların daha uygun olması yanında, üreticilerin / ithalatçıların kısa tahtaları piyasaya sürmelerinin de önemli etkisi var. Tahtanın 'boyu' ya da daha doğru ifade ile 'etkili kenar uzunluğu', diğer değişkenlerde de göreceğimiz gibi artması ya da azalması durumunda çeşitli kazanç veya kayıplara yol açan önemli bir değişkendir. Bir tahtanın boyu / etkili kenar uzunluğu arttıkça;
+ kenar tutuşu kolaylaşır,
+ belirli bir genişlik için, toz karda yüzerlik artar,
+ yüksek hızlarda karalılık ve hakimiyet artar,
+ denge artar,
- kısa dönüşler zorlaşmaya başlar,
Bu parametrelere bakarak, bizim için mümkün olan en uzun tahtayı kullanmalıyız yargısına varabiliriz. Ama devamında göz önüne alınması gereken başka değişkenler de var: Örneğin, ağırlığımız. Her üretici, belirli tahta modelleri için bir aralıkta değişen kullanıcı limitleri vermektedir. Eğer bu aralığın alt limitlerine yakınsak, bu tahtayı gereği kadar esnetemeyeceğimizi, üst limitlerine yakınsak da gereğinden fazla esneteceğimizi düşünebiliriz. Bunun sonucu olarak da tahtanın 'hissi' tasarımcıların öngörülerinden farklı olacaktır: Yeterince 'canlı' olmayan bir tahta ya da 'ağırlığımızla şekil değiştiren hatta kırılan bir tahta'. Genelde, tahta boyu uzadıkça, bu ağırlık limitleri de yukarı doğru taşınmaktadır. Dolayısıyla, bu da uzun tahtalar için bir başka nedendir.
Kenar-kesim Yarıçapı
Gerek kayaklar, gerekse tahtalar için [metre] birimiyle tanımlanmış bir değişken de budur. Küçük kenar-kesim yarıçapı, dönüşleri daha 'keskin' yapabilmemizi sağlar. Aksi şekilde, kenar-kesim yarıçapı büyükse (>11 m) bu sefer de tahtayı döndürmek için yüksek hız + kenara daha fazla kuvvet gerekir ki, bunun da gerektiği durumlar vardır. Düşük kenar-kesim yarıçaplı bir tahta ile dik bir yamaçta, sert bir kar/buz tabakası var iken inmeye çalıştığınızı düşünün. Tahtanızın etkili kenarı oldukça azalacaktır bu durumda. Çünkü, eğrilikten dolayı, çeliklerin sadece bir kısmı zemini 'kesebilecektir'. Aynı şekilde uzun kenar-kesim yarıçapının da uygun olmadığı durumlar olabilir: Kalabalık bir pistte, ağaçlar arasında kaymak gibi.
Taper
Tahtanın burun ve kuyruk kısımlarının farklı genişlikte tasarlanarak, bolkarda kuyruğun batarak, burunun da yukarı çıkabilmesine olanak sağlayan tasarım parametresidir. Bu şekilde yapılandırılmış tahtalarda (örn. Burton Fish) ön kısımın genişliği arka taraftan 70 - 90 mm kadar fazla olabilir.
Tahtaları tanımlarken, freestyle, freeride, all-mountain gibi belirsiz ifadelerin kullanılmasına yol açan parametrelerden bazıları da bunlardır.
Bağlama açıları
Bu açılar kişiden kişiye hatta bir kişi için de durumdan duruma değişebilir. Fakat, bazı sınırlamalar vardır ki, bunları her durumda gözetmek zorunda kalırız:
  • Ön ve arka ayak arasında olması gereken minimum açı farkı: İleri duruş için, bu iki açı arasında 15 derece'den daha az bir fark olursa, gerekli döndürme momentini oluşturmak zorlaşmaya başlar.
  • Boot-out için gözetilmesi gereken en küçük açı: Belirli bir tahta genişliği ve ayakkabı büyüklüğü için açıyı ne kadar daraltabileceğimizin ölçüsü, topuğun ya da burun dışarı taşarak dönüşler sırasında takılarak düşmemize yol açacağı açıdan daha küçük olmamalıdır.
  • Yanal kuvvet uygulayamayacağımız kadar büyük açılar: Bir tahtanın kenar çeliklerine, yumuşak ayakkabılarlala, yanal baskı iletemeyeceğimiz için bu açı 35 derece ile sınırlandırılmıştır. Bağlama açımızı 45 ya da daha büyük bir değere getirirsek, bu sefer de çeliklere baskı uygulayarak tahtayı kontrol etmek olanaksız hale gelmeye başlar.
Yeni başlayanlar, kenarlara maksimum moment uygulayabilecekleri +24/+9 ya da +15/-15 gibi açıları seçmelidirler. Daha sonra kendilerine en uygun açıyı deneme yanılma yoluyla zaman içinde bulabilirler.

Monday, March 21, 2005

DAVRAZ




Davraz Kış Sporları Turizm Merkezi’ne, Isparta’dan 19 Mart 2005 Cumartesi günü 30 TL ödeyerek tuttuğumuz taksi ile saat 9.00 civarında ulaştık. Kendi arabası ya da turla gitmeyip bu şekilde ‘Nasıl olursa bir araç bulabilirim’ diye düşünüyorsanız, Isparta – Davraz arasında tarifeli bir ulaşımın henüz başlamamış olduğuna dikkat edin. Yol, yer yer bozuk olmasına karşın yine de genelde düzgün ve geniş. Kışın sis, buzlanma veya kar yağışı altında kenarda bariyer olmayan kısımların tehlike oluşturması muhtemel, herhalde bir süre sonra bir önlem alınacaktır. Kayak merkezinin alt kısımlarında düzlüğe doğru yayılan iki otelden birisi bitmiş (üniversite konukevi), diğeri henüz kaba inşaat aşamasında ve 29 Ekim’de tamamlanacak, bunların dışında yakınlarda ufak bir cafe, kayak odası, kayak merkezinin 50 yataklı konaklama tesisi dışında fazlaca yapılaşma yok. Planlanan inşaatlar sonrasında bu görüntünün epeyce değişeceği tahmin edilebilir.
Mekanik tesislerden başlarsak, yanyana iki kişinin oturabileceği telesiyej günlük 45 TL karşılığında oldukça sorunsuz olarak hizmet veriyor, fazla hızlanıp yavaşlatılmadan oldukça iyi şekilde çalıştırılıyor. Sabahın erken saatlerde bile çalıştırılmaya başlandığını bizzat gördük. Bu telesiyejin bittiği noktada ikinci bir cafe (ilkinden daha büyük), bir baz istasyonu anteni görülüyor. Ayrıca Eğirdir gölünün muhteşem manzarasını da unutmamak gerekir. Telesiyej hattı, genişliği yer yer 1.5 km kadar olan pistin, çıkışa göre sağ tarafına yakın devam ediyor ve kar azlığı nedeniyle şu anda işlevsel olmayan bir ara istasyonda da inme olanağı sağlıyor. Pistin alt kesimlerinde hem eğim hem de kar oldukça az. Olağan koşullarda tesis planlanırken bunun gözden kaçırılmış olmasından çok, 2005 yılındaki olağanüstü sıcak iklim koşullarından olsa gerek diye düşünüyoruz. Mekanik tesislerden ikincisine ulaşmak için, telesiyejin bittiği noktadan ileriye doğru önce çok hafifçe tırmanmanız daha sonra da düz ya da zaman zaman yokuş aşağıya inen 250 metrelik yolu katetmeniz gerekiyor. Burası gerek kar koşulları gerekse hissedeceğiniz Toros dağlarının tipik coğrafyası açısından aşağıdan oldukça farklı: Koyu lacivert gökyüzü, rüzgarın esmediği kuytu bölgelerdeki sessizlik, 360 derece çevrenizde yükselen alp coğrafyası, aşırı dik kulvarlara birbirine bağlanan yüksek geçitler, vbg. Yukarıdaki teleskinin başlangıcına yakın üçüncü bir cafe daha var ki, neredeyse çatısına kadar karlara gömüldüğü göz önüne alınırsa bunun da dağ ve kış sporlarıyla ilgisi sadece teorik olarak var olan uzmanlarca yapıldığını düşünüyoruz. (bu arada ne hikmetse, arz–talep işleyişine ters olarak bu cafe, diğer ikisinden de büyük yapılmış) Yukarıdaki telesiyejin niçin çalıştırılamadığı, yakına doğru ilerledikçe görülüyor: Hattın 5. ve 6. direkleri, neredeyse tamamına kadar kara gömülü durumda ve üzerindeki çelik halat bazı yerlerde yere 30 – 40 cm kadar yaklaşmış. Bu durumda telesiyej hattı boyunca oldukça zor ve zahmetli şekilde, snowtruck yardımıyla burayı ‘kazmak’ gerekecek ki yetkililerin de planladıklarının bu olduğunu daha sonra hayretle öğreniyoruz! Yurdumuzda başka yerlerde de örneklerini gördüğümüz gibi, bu hattın bulunduğu yerden alınarak, solundaki yamaca ya da daha ileride sırta taşınması gibi bir çözüme gitmek gerekecek! Bu haliyle, dağa yatırım yapılmış ve istenilen fayda sağlanamadığı gibi, çirkin bir eser ortaya konulmuş.
Telesiyej hattının hemen solundaki eğimden, sabah 09:30 gibi başladığımız yürüyüşün yarım saat sonrasında, hattın sonundaki kulübeyi geçerek içinde bulunduğumuz çanağın içerisine doğru tırmanmaya başlıyoruz. Zemin sabah saatlerinin de etkisiye oldukça sert olmasına karşın, krampon gerektirmeyecek ve soft boot’lara iz açabilecek kadar iyi. Rüzgarın sıkıştırdığı (wind blown) yüzey, ağırlığımızla zaman zaman ürkütücü sesler çıkartarak geniş paneller halinde göçüyor. Eğimin uygun olduğu bir yerde, snowboardu çantadan çözüp, eğime neredeyse paralel olarak kaymaya başlıyoruz. Board’un sadece sağ kenar çelikleri ve ufak bir yüzeyinin temas ettiği yüzeyden çatırtılar çıkmasına karşın, kenar tutmada herhangi bir sorunla karşılaşmadan 800 metre kadar düz kaydıktan sonra, gözümüzün kesiği ilk yamaçta yokuş aşağıya dönerek iyice hızlanıyoruz. Daha sonra slalom kayarak hızımızı biraz daha azaltıp, diğer insanların kaydığı birinci piste ulaşıyoruz. Bu şekilde kayıldığında toplam olarak 1.5 km kadar yol alınıyor. Mekanik tesisler birbirine eklemeli olarak planlanıp inşa edilebilse, bu mesafe kolaylıkla 3 - 4 km’ye kadar çıkabilir. Yukarıdaki telesiyejin bitişinden itibaren ‘çığ bölgesi’ olarak işaret edilen (ki buradan çığ düşmesi eğimin fazlalığı ve buranın bir sıkışma bölgesi olması nedeniyle pek mümkün görünmüyor) bölge ve yukarıdaki dev çanağın etrafı, ekstrem kayak / board kayacaklar için neredeyse bir cennet. Buralara yutkunarak bakıyoruz ama yanımızda teknik malzeme yok ve zaten bol karla kaplı olmayan kulvarlardan iniş, bizlerin teknik seviyesinin biraz üzerinde. Burasının eşdeğeri bir bölgenin ülkemizdeki kayak tesisleri içinde olmadığı söylenebilir. 1, 2 saatlik yürüyüş ve tırmanışlarla sözünü ettiğimiz bu ekstrem rotalardan yararlanmak mümkün. Bolkar dağları ile birlikte Davraz’ın tur kayağı için de mükemmel arazi koşullarına sahip. Telesiyej sonrasında tur kayağı ile hareket ederek, batı yönüne doğru tırmandıktan sonra güneye yönelerek zirvelerin üzerinde kalan sırtı aşarak tekrar başlangıç noktasına aynı gün içinde dönülebilir. Şimdiye kadar Uludağ, Kartalkaya gibi bilinen yerlerde kaydıysanız ve Davraz’ı da görmek istiyorsanız sonuç olarak olumlu ve olumsuz yönlerini şu şekilde sıralayabiliriz;


(+) Dağ atmosferini en iyi şekilde yansıtan kayak merkezi. Pist dışı kayacaklar için kusursuz rotalar barındırıyor. Doğal güzellikler ve diğer turizm merkezlerine çok yakın, buradan çevreye günübirlik geziler yapılması pratik olarak mümkün.

(-) Mekanik tesislerin geliştirilmesi gerekiyor, telesiyej direklerinden yapılan müzik yayını gereksiz ve de rahatsız edici, bunun yerine direklerin bir kaçına  kamera konularak, kar ve hava koşulları konusunda bilgi verilebilir. Teleski ile Telesiyej hatının birleştirilmesi gerekli, 624 metrelik teleski hattının konumu değiştirilmeli. Tesislerdeki konaklama ve ulaşım olanakları yeterli değil, daha da geliştirilmeli. Günübirlik gelenlere sunulan hizbüyükmetler çok yetersiz. Özellikle telesiyejin olduğu pistte basit arazi düzenlemeleriyle half-pipe vbg. yapmak mümkün iken bu olanaklar değerlendirilmemiş.